>

Berceste Beyitler

Berceste beyitler, klasik Türk edebiyatının en güzel, anlamlı ve etkileyici sözlerini içerir. Bu özlü ve kısa beyitler, duygu ve düşünceleri en saf haliyle yansıtır. Sitemizde bulunan resimli ve yeni berceste beyitleri, Whatsapp ve Instagram gibi sosyal medyada paylaşabilirsiniz.


Klasik Edebiyatın Zirvesi: Berceste Beyitler

Berceste beyitler, Osmanlı divan edebiyatında ustaca yazılmış, anlam yoğunluğu yüksek dizelerden oluşur. Her biri kısa ve öz olmasına rağmen derin duyguları, etkileyici anlatımları barındırır. Biz de anlamliguzelsozler.com.tr olarak sizler için bu güzel ve anlamlı beyitleri bir araya getirdik. Kısa ama etkileyici sözler arıyorsanız, bu klasik edebiyat eserleriyle büyüleneceksiniz. Her birini Whatsapp ve Instagram’da paylaşarak hem edebi zenginliğimizi tanıtabilir hem de duygusal anlarınızı bu eşsiz sözlerle süsleyebilirsiniz. Klasik Türk edebiyatının zarif dokunuşlarıyla kalbinize hitap edecek bu beyitler, zamanın ötesine geçerek duyguları ve düşünceleri en güzel şekilde dile getirir.

Berceste Beyitler 2026

Aşağıda sizler için en güzel ve etkileyici berceste beyitleri bir araya getirdik. Bu anlam dolu dizeleri sevdiklerinizle paylaşarak, klasik edebiyatın derinliğini hissettirebilirsiniz.

 
Helâk etmez bir iki darb-ı zikr emmâre-i nefsi. O bir tünd ejdehâdır kim nice cellâddan kalmış. Yenişehirli Avnî
Fâhirâ aşkdır esâsı hilkatim tahtım benim. Âşık olmakdır ezelden tâli’im bahtım benim. Yûsuf Fâhir Baba
Ma’rifet iltifâta tâbi’dir. Müşterisiz metâ’ zâyi’dir. Muallim Nâcî
Gönül sûzân eden cism-i nizârın tâze dâğındır. Seni pervâne-i aşk eyleyen kendi çerâğındır. Vecdî
Nice kim artar kişide mâl ü genc. Dahi artar hırs ile bîhûde renc. Ahmedî
Gözlerimde aşkımın hüsrânla sönmüş nûru var. Rûh-ı zârımda sürûrun aks-i dûr-â-dûru var. Kemâl Edîb Kürkçüoğlu
Mâ-sivâdan kıl güzer dîdâr kendin gösterir. Âlem-i ıtlâka azm et yâr kendin gösterir. Leskofçalı Gâlib
Güler bir gün semâ-yı dilde ebr-i nev-bahâr elbet. Hazân-ı ömr olur ümmîd ile bir lâlezâr elbet. Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı
Bir çemenden yaratıp Hazret-i Mevlâ nâyı. Halka bildirmek için Hazret-i Mevlânâ’yı. Lâedrî
Allah adı olsa her işin önü. Hergiz ebter olmaya anın sonu. Süleymân Çelebi
Çünki bildin mü’minin kalbinde Beytullâh var. Niçin izzet etmedin ol evde kim Allâh var. Kul Nesîmî
Ciğer dâğ olduğun yanmış yanık âvâzdan öğren. Muhabbet feyzini dilden çıkan âgâzdan öğren. Mütevekkilzâde Hacı Ali Gâlib Efendi
Gedâyız şâha baş eğmez dil-i âgâhımız vardır. Fakîr isek ne gam beğler ganî Allah’ımız vardır. Şair Fevri
Gönül dâğ-ı gamınla sînede bir şem’ uyandırmış. Çerâğ-ı aşka bir garrâ kızıl altını yandırmış. Bâkî
Sühan terk-i edebdir sîne-sâfân-ı muhabbetde. Miyân-ı âşık u ma’şûkda güft ü şinîd olmaz. Hâzık
Söz altınsa sükût inci hemân derc eyle derc eyle. Terâzîye koyup tartma yeri geldikce harc eyle. Lâedrî
Her denînin dönse ta’n mı çarh-ı gerdûn üstüne. Cinsidir elbette döner dûn olan dûn üstüne. Askerî
Nâr-ı gam nûr-ı safâ hep bir çerâğın pertevi. Çeşm-i irfân ile baksan arada bîgâne yok. Edirneli Âlî
Ger huzûr etmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol. Olmaya vahdet makâmı gûşe-i uzlet gibi. Muhibbî
Aşksız âdem dünyede belli bilin yok durur. Her biri bir nesneye sevgisi var âşıkdur. Yûnus Emre
Aşk odu evvel düşer ma’şûka andan âşıka. Şem’i gör kim yanmadan yandırmadı pervâneyi. Lâedrî
Bir hadeng-i cân-güdâz-ı âhdır ser-mâyesi. Biz bu meydânın nice çâbük-süvârın görmüşüz. Nâbî
Sâyeveş hâk ile yeksân olmadan hâlî değil. Bir sehî-serv-i revânın pây-mâlidir gönül. Mezâkî
Âşıkın esrârını hîç kimse bilmez Hak bilir. Lâ-mekânın âleminde gizlidir dergâhımız. Lâedrî
Ümmet üzre ulu minnetdir vücûdun ni’meti. Cümle halka rahmet-i Rahmân Muhammed Mustafâ. Abdülahad Nûrî
Felek ârâyiş-i endâmı bî-endâm için saklar. Metâ’-ı kâm-ı hoş-fercâmı nâ-fercâm için saklar. Üsküdarlı Râzî
Ne cânlardan geri kalmış misâfir-hânedir dünyâ. Harâb-ender-harâb olmuş yatur vîrânedir dünyâ. Âşık Ömer
Eylemem bîgâneler bezminde harf-i vâhide. Sînem içre saklarım ey genc-i esrârım seni. Mislî
İmrenme görüp meyve-i bâğın ümerânın. Kim sular anı gözleri yaşı fukarânın. Âlî Çelebi
Ref’ eyle du’â niyyetine destini ammâ. Taksîr-i ibâdetde ruh-ı şerme nikâb et. Nâbî
Alır yok bü’l-heves kâsid metâ’-ı nâzın arz etme. Der-i lutf-ı Hudâ’dan gayrıdan sanma recâmız var. Kelîm
Tîg-ı gamzeyle yarar cerrâh-ı dilber sînemiz. Urmaz ammâ rahm edip bir cânlı yakı kimseye. Aşkî
Reh-rev-i semt-i ademken herkesin. Bî-aded sevdâsı var hulyâsı var. Azîz
Bir şeker-handeyle bezm-i şevke câm etdin beni. Nîm sun peymâneyi sâkî tamâm etdin beni. Nedîm
Halkın isti’dâdına vâ-bestedir âsâr-ı feyz. Ebr-i nîsândan sadef dür-dâne ef’î sem kapar. Belîğ Mehmed Emîn
Bezm-i nûş-â-nûş imiş âlem bulunduk bir zamân. Gâlibâ bir şeyler içdik bâde-i firkat gibi. Ali Nihad Tarlan
Her kim eylerse hilâf-ı emr-i kânûn-ı selef. Nâ-halefdir nâ-halefdir nâ-halefdir nâ-halef. Nahîfî
Âdetimdir nezd-i cânânımda olmak giryenâk. Rûz içinde seyr-i kevkeb isterim meşreb bu yâ. Ali Emîrî
Şahs-ı nâ-merde temelluk etme dökme âb-ı rû. Hâhiş-i feyz etme bir boş çeşmeye tutma sebû. Âgâhî
Şeb-i hicrân yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım. Uyadır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mı. Fuzûlî
Ne hilâf-ı ahd kerdem ki hadîs coz-to goftem. Heme ber-ser-i zebânend u to der-meyân-ı cânî. Sa’dî-i Şîrâzî
Hakîkî pâye ancak pâye-i dânişken insâna. Yazık ol mest-i cehle pâye bilmez câhdan başka. Adanalı Ziyâ
Bilmeyip ta’mîr-i cism etdim velî kalbim harâb. Hay meded mi’mâr-ı âlem kıl nazar vîrâneyim. Şemseddîn-i Sivâsî
Güşâde bâb-ı Hakk’a dîdesi mihrâbı âmâde. Döşenmişdir reh-i tâ’ât-ı Rabbânîde seccâde. Nâbî
İstikâmet ehli hıfz-ı Hak’dadır ermez ziyân. Anın için servi incitmez beğim bâd-ı hazân. Azîz Mahmûd Hüdâyî
Ne desem bilmedim ahvâlimi yâre arzı. Diyecek kalmadı lîk olsa da mahrem sayılır. Mâhir İz
Eyledim teftîş gülzâr-ı hayâtı sû-be-sû. Her gül-i şevkinde bin bir hâr-ı mihnet gizlidir. Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı
Gönlümüzde ye’s ü hicrânın likâ-yı zâlimi. Karşımızda ibtilânın çehre-i mağrûru var. Kemâl Edîb Kürkçüoğlu
Aceb bu hâlet-i aşkı neden insâna vermişler Hemân mutlak ana bir âteş-i sûzâne vermişler. Ayıntablı Hâfız
Vâreste olmak isteyen âdem melâlden. Ayrılmasın işinde reh-i i’tidâlden. Ali Rûhî
Öyle bir Tûr-ı tecellîdir ki kalb-i âşıkân. Akseder her gûşesinden bin “terânî” nağmesi. Andelîb
Dil-hânesini yık koma taş üstüne bir taş. Sen yap anı eller ana vîrâne desinler. Şeyhülislâm Yahyâ