Attila İlhan'ın Unutulmaz Sözleri
Attila İlhan, Türk edebiyatının en etkileyici kalemlerinden biri olarak, düşünceleri ve hislerini derin bir anlamla süsleyen sözler bırakmıştır. Aşk, yaşam, yalnızlık ve insanlık üzerine yazdığı bu güzel sözlerle duygularınızı ifade edebilir, sevdiklerinizi etkileyebilirsiniz. Sizler için anlamlıguzelsozler.com.tr'de özenle hazırladığımız bu derleme, kısa ve uzun sözler arasında kaybolmadan, en etkileyici ifadeleri bulmanızı sağlar. Attila İlhan’ın büyülü dizeleri, duygusal anlarınızı taçlandırmak için ideal. Whatsapp, Instagram gibi sosyal medya hesaplarınızda bu anlamlı ve etkileyici sözleri paylaşarak, hislerinizi en güzel şekilde dile getirebilirsiniz.
Attila İlhan'ın Derin Sözleri 2026
Aşağıda sizler için derlediğimiz Attila İlhan’ın en güzel ve anlamlı sözlerini bulabilirsiniz. Bu derin ifadeler, sevdiklerinize olan hislerinizi etkileyici bir şekilde anlatmanıza yardımcı olacak.
Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.
Ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları, başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün.
Aydınlık neyin oluyor senin, gökyüzü akraban filan mı, beni bulur bulmaz gözlerin şimşek çakıyorum yalan mı?
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın.
Oysa ben akşam olmuşum yapraklarım dökülüyor usul usul adım sonbahar.
Bazıları şiir sevmez çünkü yaraları yoktur, yaraladıkları vardır.
Ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin, ben sana mecburum bilemezsin, içimi seninle ısıtıyorum.
İkimiz iki sap buğday olsak sen benim olsan, ben senin olsam bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam bırakmasam seni kucaklasam, kucaklasam.
Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim, olur da sevdiğimin elleri üşümüştür, avuçlarımda ısıtsın diyerekten.
Hayat zamanda iz bırakmaz, bir boşluğa düşersin bir boşluktan. Birikip yeniden sıçramak için. Elde var hüzün.
Beni koyup koyup gitme, n’olursun durduğun yerde dur, kendini martılarla bir tutma, senin kanatların yok düşersin yorulursun beni koyup koyup gitme, n’olursun.
Bana ait ne varsa seni korkutuyor sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.
Sen şimdi yanımda yepyeni bir türkü gibisin, hiç görmediğim yıldızlar, gözlerine doğmuş bir büyüklük duygusu, dağlar gibi yüreğinde ah biz mutluluğu böyle aranıp duracak mıyız?
Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.
Döndüm arkamı sana, sen sırtımdan vurmayı seversin, yüzüm ağır gelmesin.
Yaşarken çektirdiler, şimdi doğumunu kutluyorlar.
Ben aşk nedir bilmem. Eski kafalıyım. Bir seni bilirim, bir de adın geçince sıkışan kalbimi.
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o bir yerin üşüse onun sıcaklığı öbürü en içten çağrını işitmiyor alıp tutmaksa o basıp gitmekse o bakışları kıyısız deniz uzaklığı.
Aydınlık neyin oluyor senin.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim, ölümüm birden olacak seziyorum, hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. Aysel git başımdan seni seviyorum.
Bana bir şimşek çak çok yanlış anlaşılmaktayım, hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor içimdeki zemberek boşandı boşanacak, yaşamak mı gerek yoksa unutmak mı şaşırmaktayım.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Ne kadar yoksul ve çıplak görünürse görünsün ağaçlar, o kadar yakındır ilkbahar özsuyu yürümüş dallara uğultuyla bakarsak.
Gel sevgilim gel, benim dünyama gel, çok zaman var içimde yerini hazırladım.
İnsan olmanın bütün komplekslerini yenmiş, günü dipdiri yakalayan, hayatın anlamını çözmüş bir bilge insan; bir yol gösterici.
İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı.
Kolay diyorsun, gel bir de sen yaşa sensizliğimi.
Saatler bizim değil kitaplar bizim değil bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim buna rağmen mutluluğa inanıyoruz.
Sevmek insan yüreği kadardır, küçükse büyüğünü taşıyamazsın.
Hava soğuk olmalı, ağaçlar bütün duman, eğer bulabilirsen ölü bir kar getir, beyazlığı kalın bir su gibi uzayan. Bu gece yalnızım onlar gelmeyecek batan bu köhne şilep de ne işleri var.
Kırarlar diye sevmekten vazgeçilmez.
Bu yollara düşecek adam mıydı çiçek yaptırmalar parfüm filan bu sefer yakasını fena kaptırdı Sevtap başını yiyecek anlaşılan boş versene, daha ölmedik ulan.
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün.
Ölüm kadar çabuksa eğer yaşamak, hiç doğmamayı isterdim ama bir kere doğmuşum ölmek yasak.
Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam, ay ışığında deniz akordeon solosu, pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam.
Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır.
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu.
Ben gidip başıma belâlar aramışım o kalıp Mevla’sını bulmuş.
Beni de kırdılar ben artık küsüm, yağmurları yağmıyor ağaçlarıma sularından içmiyorum susadım ama beni de kırdılar soğuk bir ölüm.
Ben hiç böylesini görmemiştim, vurdun kanıma girdin kabulümsün.
Bekleme yapmayın! “Aşk”ını alan “acı”ya ilerlesin.
Kestiremedik ne yaptığımızı kim olduğumuzu sanki bir tesbih koptu tane tane savrulduk köy köy bucak bucak memleket memleket.
Ben çocuklar gibi sevdim, devler gibi ıstırap çektim.
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular.
Ben çocuklar gibi sevdim!
Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım.
Ağzımın tadı yoksa hasta gibiysem, boğazımda düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.
Çoğu zaman üç beş kişi için yazdığımızı sanırız onlar bizi okumazlar. Asıl seslendiklerimiz, hiçbir zaman tanımayacağımız, başka üç beş kişidir.
Mutluluk uzun sürmez mutlaka gündeliktir. Ölüme yenik düşen aslında korkuya yeniktir.
Acı bir tütün gibi yakıyor genzimi senden uzak olmak.
Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam, aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan.
Gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden.
Gökyüzü şarkılar gibi temiz.