>

Sultan II. Abdülhamid Sözleri

Sultan 2. Abdülhamid, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde derin izler bırakmış önemli bir liderdi. Onun sözleri, devlet yönetiminden kişisel inançlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Sultan 2. Abdülhamid'in sözleri, hem derin anlamlar taşır hem de dönemin sosyal ve politik gerçekliklerini yansıtır. Bu sözler, tarih severler için büyük bir öneme sahiptir. WhatsApp ve Instagram gibi sosyal ağlarda paylaşarak, bu etkileyici sözleri başkalarına ulaştırabilirsiniz. Anlamliguzelsozler.com.tr sitemiz, Sultan 2. Abdülhamid'in sözlerini bir araya getirerek sizlere sunuyor. Güzel, anlamlı ve duygusal sözlerle dolu bu koleksiyon, hem tarih meraklılarına hem de derin anlamlar arayanlara hitap etmektedir.


Sultan 2. Abdülhamid'in sözleri, sadece bir hükümdarın görüşlerini değil, aynı zamanda halkın yaşadığı zorlukları, umutları ve mücadeleleri de yansıtır. Bu etkileyici sözler, zamanın ötesine geçerek günümüzde de hala konuşulmaktadır. Anlamliguzelsozler.com.tr olarak, Sultan 2. Abdülhamid'in derin anlamlar taşıyan kısa ve uzun sözlerini derledik. Sosyal medyada paylaşarak, bu sözlerin gücünden yararlanabilirsiniz.

Sultan 2. Abdülhamid Sözleri 2026

Aşağıda, Sultan 2. Abdülhamid'in önemli ve anlamlı sözlerini derledik. Bu sözler, hem tarihi bir perspektif sunar hem de anlamlı bir paylaşım yapmak isteyenler için ideal olacaktır. Anlamliguzelsozler.com.tr'den bu etkileyici sözleri alıp sosyal ağlarınızda paylaşabilirsiniz.

 
Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder.
Bu demiryolunu koruyacak iki şey var: İslam’ın hilali, Türk’ün yıldızı.
İngilizler Osmanlı Halifesinin gücünü unuttukça onlara bunu hatırlatmak çok kolay.
33 sene devletim ve milletim için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hâkimim Allah, bunu muhakeme edecek ise Resulullah’tır. Bu memleketi nasıl bulduysam öyle teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Allah’ın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki düşmanlarım bütün hizmetime kara çarşaf örmek istediler ve muvaffak da oldular.
Ben Bizans İmparatoru Konstantin’den daha az haysiyetli değilim. Biraderim hazretlerine (V. Mehmet Reşat) bağlılığımı arz ediniz. İstanbul’dan çıkmam! Kendisinin de çıkmamasını atalarımızın şerefi adına istirham ederim! (Çanakkale Savaşı sırasında her ihtimale karşı saltanatı Eskişehir’e taşımaya hazırlanan ve Abdülhamit’i İstanbul’da bırakmayıp yanında götürmek isteyen Sultan V. Mehmet Reşat’a, Başmabeyinci Tevfik Paşa aracılığıyla gönderdiği cevap.)
Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.
Yeniden canlanmak için Avrupa medeniyetini taklit değil, gücümüzün esası olan İslamiyet’e dönmek gerekir.
Beni evhamlı sanıyorlardı, hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar!
Ben de bir silah alır, askerle beraber müdafaada bulunurum; ölürsem şehit olurum, ben zaten ölmüş bir adamım.
Allah bu hallere sebep olanları kahhâr ismiyle kahretsin. Şimdi devlet ne hale geldi.
Ben Bizans İmparatoru Konstantin’den daha az haysiyetli değilim. Biraderim hazretlerine (Sultan V. Mehmet Reşat) bağlılığımı arz ediniz. İstanbul’dan çıkmam! Kendisinin de çıkmamasını atalarımızın şerefi adına istirham ederim!
Bize harita çizip ömür biçenler bilsinler ki, Allah izin verdikçe, kâinat devri daim ettikçe kimse bu millete pranga vuramayacaktır.
Millet birbirini kırıp geçireceğine bırakın beni öldürsün.
Ben abdestsiz hiçbir devlet işine imza atmadım.
Osmanlı eğer Filistin’den çekilirse, orada kıyamete kadar kan durmayacaktır.
Milletim bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir.
Padişah, İttihatçılar için şöyle diyordu: “Devleti on sene idare edebilirlerse ‘bir asır idare edebildik’ diye sevinsinler.”
Filistin’i satın almak isteyen Yahudileri kapımdan kovduğum için Allah’a şükrediyorum.
Ben bir karış dahi olsa vatan toprağını satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim de bu toprakları ancak aldığı fiyata verir. Çünkü bu topraklar kanla alınmıştır, kanla verilir!
Biz bu sahalardan çekilelim, emin olun ki buralar daimî karışık ve iğtişaş (özü kaybettirilmek istenen) sahalar haline gelecektir.
Hak isteyenin hakkını verin. Baş kaldıranın başını kesin.
Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aştır.
Kılıçla alınan vatan, para ile satılmaz.
Mesele benim şahsıma hücum etmeleri değil, mesele devletimize hilafet makamına hücum etmeleri.
İngilizler dünde bugünde yarında dişini etimize geçiren çakaldır. Ya kurt olup çakalları kovalayacağız ya koyun olup çürümeye mahkûm olacağız.
Doğrusunu isterseniz ben Türküm ama Türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider. Çünkü Türkçe minördür. İnsana uyku getirir. Hem de bizim Türkçe dediğimiz makamlar Türkçe değildir. Yunan’dan Acem’den alınmıştır. Türk çalgısı davul zurnadır.
Bilmek güzel şeydir. Hele haddini bilmek ise daha güzeldir.
Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirlerine düştü, şimdi ben tahtta değilim.
Biz İstanbul’u Rumlardan zapt ettik. Fetih günü onlar matem tutmak isterler. Biz tezahürde bulunursak onların hissiyatını rencide ederiz. Benim zamanımda bir kere İstanbul’un fethi günü merasim yapmak istediler. Ben bu hissiyat noktasını nazara alarak müsaade etmedim. Bunlar hikmet-i hükümettir. Çünkü hükümet tebaasının hepsinin hissiyatını da rencide etmemeğe çalışmalıdır.
İcabı halinde donanmayı kaybetmemek için canımı vermeye hazırım.
Ha kendi evlatlarım, ha millet farkı yoktur.
Biz can çekişen bir millet değiliz. Yatağından taşan bir nehire benziyoruz, bizi zinde tutabilecek yegâne kuvvet İslamiyet’tir.
Tarih değil, hatalar tekerrür ediyor!
Raylara keçe döşeyin, Peygamberimizin ruhaniyetini rahatsız etmeyiniz.
Göreceksiniz yüzbaşım! İttihatçılar, İstanbul üzerine yürüyüşlerinden cesaret alarak bu devleti birtakım kötü serüvenlere sürükleyecekler, belki de Turancılık gayretiyle veya İslamcılık siyasetiyle korkarım ki hem Çarlık Rusya’sı hem de Büyük Britanya İmparatorluğu ile aynı zamanda savaşa sokacaklardır.
Düşmanının kurtuluş reçetesi öldürmek içindir. Esaretin bir çeşidi de borçlandırmadır.