>

Dursun Ali Erzincanlı Sözleri

Dursun Ali Erzincanlı, sözleriyle dinleyicilerine derin duygular yaşatan bir sanatçıdır. Anlamlı ve etkileyici sözleri, sevgi, aşk ve yaşam üzerine düşündürürken, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inme fırsatı sunar. Bu yazıda, Dursun Ali Erzincanlı'nın en güzel sözlerini bir araya getiriyoruz.


 

Dursun Ali Erzincanlı’nın Derin Sözleri

Dursun Ali Erzincanlı'nın sözleri, hayatın anlamını ve insan ilişkilerini en güzel şekilde ifade eder. Bu yazıda sizler için derlediğimiz sözleri whatsapp ve instagram gibi sosyal medya platformlarında paylaşabilirsiniz. Sevgi, acı, mutluluk gibi duyguları yansıtan bu sözler, her anınıza anlam katacak. Anlamliguzelsozler.com.tr olarak, sanatçının derin ve duygusal ifadelerini yeni, resimli ve etkileyici bir şekilde sunuyoruz. Kısa ve uzun seçenekleriyle, bu sözler sizin için özel bir anlam taşıyabilir.

Etkileyici Sözler Listesi 2026

Aşağıda sizler için Dursun Ali Erzincanlı'nın en güzel sözlerini bir araya getirip listeledik. Bu sözler, hem ruhunuza dokunacak hem de sevdiklerinizle paylaşmak için harika bir kaynak oluşturacak.

 
Efendim! Senin yerine de anne dedik annemize, senin yerine de baba dedik.
Haremde namaz kılışın geliyor aklımıza. Başına pislikler saçılıyor. Başlar feda o mübarek başına.
Âlemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden, Kalbimizden seyrediyoruz seni.
Dikkat! Ölümü düşündüğünde, mezar taşın olmasın yattığın yeri belirten. Üzerinde bir yazıyla seni ele veren.
Serçesi ölen 5 yaşındaki çocuğa taziyeye giden bir Peygamber sevilmez mi?
Dünyayı ele geçirmek için ahreti vermek ve insanlara yaranmak için Allahü Tealayı bırakmak ahmaklıktır.
Ya rasulallah. Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında.
Sevgili! Ümmü Mektum gibi, seni görmeden sana sesleniyoruz. Alıp verdiğin nefesi duyar gibi, Sanki açınca gözlerimizi, seni görecekmişiz gibi, sana sesleniyoruz.
Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, keşke peygamberi görseydik de ne malımız ne de evladımız olsaydı diyecekler.
Yurdum senin dağlarında, dağlarında hatıram var. Senden bana, benden sana aramızda bir sitem var.
Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan. Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini. Çoğusu bilmiyor seni.
Sorulardır sana bütün verebildiğim. Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim.
Uğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun. O minicik bulut ilişiyor bakışlarına.
Sözün acıydı, yolun dolambaçlı. Yedi uzun yıl geçerek. Yedi yıl dolaştın durdun.
Sana armağanları olan şapkayla gizle yüzünü. Göster! Ah! Gösterme, gösterme yüzünü. Yine de gizle, ört hislerini.
Ben sana dağlarımın kokusuyla gelmiştim. Ben seni dağlarımın kokusuyla sevmiştim. Bırakıp gitmemeyi, terk etmemeyi, beklemeyi. Öğrendiğim dağlarımın kokusuyla.
Adın geçer Hira’yı vahyin kokusu sarar nur yağar nur dağına Mübarek ayağına sabahın serinliği vurur.
Affetmek, büyüklüğün şanındandır ve Allah, en büyüktür.
Güzel olan benimdir, deme. Yorulursun. Benim olan güzeldir de, mutlu olursun.
İçimden bir his şöyle diyor: Ayrıl arkadaşlarından istasyonda. Sabahleyin git kente. İliklenmiş ceketinle.
Onlar deli diyorlardı sana, sen susuyordun. Mecnun diyorlardı, şair diyorlardı, sen susuyordun. ‘Seni bizim elimizden kim kurtaracak’ diyorlardı.
Ey Rabbimiz! Rasulünü anışımızdan haberdar et! O’na binler salat, binler selam! Habibine Makam-ı Mahmut’u ver. O’na vesileyi lutfet. O’nu refik-i Âlâya yükselt. Bizi de affet. O’nun hatırına affet, zatının hatırına Affet.
Bunları sana anlatamazdım şehir gülü. Çünkü sen büyük şehrin insanıydın. Büyük sözler duymalıydın.
Sen yoktun. Hz. Âdem’deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin.
Kaç gecedir dağları görüyorum rüyamda. Kaç gecedir babamı görüyorum.
Nazarınla büyür yesribin çocukları Nazarınla taşları elmasa çevirirsin Gökyüzünden ayet yağar cibril yağmurlarıyla kalbine inenleri İnsanlığa veririsin. Ve son kez açılır semanın kapıları son kez vahyi getirir cibrili emin.
Sensizliğin ıstırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun ya Rasûlallah!
Kimseye imzanı ya da resmini vermemişsen. Kimsenin yanında bulunmamış ve kimseyle konuşmamışsan.
Gelseydin, dolaşsaydın sofralarımızı, bir tabak fazla görecektin, Bir bardak, bir kaşık fazla. Ve sofrada bir yer boş, başköşe!
Alemlere kutlu doğum haberini yayın müjde vermedik bir varlık bırakmayın. Ve ey medayin şefi titreyerek uyan. İstahrabatta yanan ateşlere sön emri verilsin.
Rahmetini umarak günahkâr bir dille; Allah azze ve celle ya rasulallah, alemlere rahmet hayatın geçiyor kalbimizden, kalbimizden seyrediyoruz seni.
Diğerinden ebu talip seni büyütmek Fatıma’ya nasipmiş Şefkat kanatlarını yerlere serip saçlarını toplamak Bir anne gibi saçlarını taramak ona nasipmiş, Adın geçer Hatice’nin kalbinde en sevgili yar.
Kapatın gözlerinizi. Ve karanlığı seyredin.
Medine-i Münevvere’den dünyaya yayılan ashabın gibi, Eyyüb Sultan gibi, Kab bin Malik gibi, bir fecir vaktinde, henüz yirmisinde yirmi beşinde, bırakarak yurtlarını ocaklarını, hedeflerine ilahi rızayı koyan, arkalarına bakmayı ar sayan, yiğitler görecektin.
Arşa reyhan kokusu salan o minik nefesini kokluyor. Cennet kokuları sarıyor gökleri ve yeri. Nurdan ayaklarını okşuyor annesinin eli.
Mekke çocukları annelerine seslenirler miydi senin yanında? Onlar anne deyince sen yere mi bakardın.

Diğer Özlü Sözler Yazıları