Orhan Veli Kanık'ın Etkileyici Sözleriyle Duygularınızı Paylaşın
Orhan Veli Kanık'ın sözleri, sade ve derin anlamlarıyla etkileyici bir yelpazede yer alır. Bu sözler, duygularınızı en güzel şekilde ifade etmenize yardımcı olur. Sizin için derlediğimiz kısa, uzun, duygusal ve anlamlı sözlerle özel anlarınızı daha da anlamlı hale getirebilirsiniz. WhatsApp ve Instagram gibi sosyal ağlarda paylaşarak bu güzellikleri sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Anlamliguzelsozler.com.tr sitemizde, Orhan Veli Kanık’ın sözlerine ulaşabilir ve ilham alabilirsiniz.
Orhan Veli Kanık Sözleri 2026
Aşağıda, Orhan Veli Kanık'ın etkileyici ve anlamlı sözlerini bir araya getirdik. Bu sözler sayesinde, duygularınızı en güzel şekilde ifade edebilir ve sevdiklerinize özel anlar yaşatabilirsiniz.
Güzel kadınları severim, işçi kadınları da severim, güzel işçi kadınları daha çok severim.
Pencere, en iyisi pencere; geçen kuşları görürsün hiç olmazsa, dört duvarı göreceğine.
İşim gücüm budur benim gökyüzünü boyarım her sabah hepiniz uykudayken. Uyanır bakarsınız ki mavi. Deniz yırtılır kimi zaman. Bilmezsiniz kim diker. Ben dikerim.
Aşk, benim için de benim gibiler için de biraz fazla. Fazla güzel bir şey. Ne uçmak geliyor elimden ne de ötmek. Her şeyden önce yiyip içmeye ihtiyacım var; halbuki, âşık olursam yiyip içemem.
En iyi savaşı olan sömürgeciliği kullanır insan. Ağlar bazıları, bazıları gülerek yapar bu işlemi, hem de kime güldüğünü bilmeden. Aldatır ya sanır ki karşıdaki yedi yalanı, aslında ta kendisidir aldatan insanı.
Siyah akar Zonguldak’ın deresi. Yüz karası değil, kömür karası. Böyle kazanılır ekmek parası.
Çok hakkın var üstümde helal etmezsen, kul hakkı bu, şaka değil eğer helal etmezsen, dua etmeyi bir yana bırak, camiye gidip Allah’ın halısına bile basamam utancımdan.
Boş konuşan insan çana benzer, içi boş olduğu için çok ses çıkartır!
Ben bir ömür göz yaşı hapsine mahkûm edilmişken, senin gerçek sandığın sahte aşklarla, gülümseyecek olan gözlerin beni her gün bir kat daha öldürüyor.
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, kelimelerinse kifayetsiz olduğunu. Bu derde düşmeden önce.
İmkânsız şey şiir yazmak aşıksan eğer ve yazmamak, aylardan nisansa.
Yalnız seni sevdiğimden ve yalnız seni seveceğimden başka bir şey düşünme.
O gece gördüm, onun gözlerinde gördüm; gün ne güzel doğarmış meğer açık denizde!
Yüz kelimelik bir şiirde yüz tane güzellik arayan vardır. Halbuki bin kelimelik bir şiir bile bir tek güzellik için yazılır.
Şiir yazıp eskiler alıyorum. Eskiler verip Musikiler alıyorum. Bir de rakı şişesinde balık olsam!
Sokakta giderken, kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığım anlarda insanların beni deli zannedeceğini düşünüp gülümsüyorum.
İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı. Önce hafiften bir rüzgâr esiyor; yavaş yavaş sallanıyor yapraklar ağaçlarda, uzaklarda, çok uzaklarda, sucuların hiç durmayan çıngırakları. İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı.
Farz et ki rüzgardım, esip geçtim hayatından.
Sokakta giderken, kendi kendime gülümsediğimin farkına vardığımda, beni deli zannedeceklerini düşünüp gülümsüyorum.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın. Sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
Neler yapmadık şu vatan için. Kimimiz öldük, kimimiz nutuk söyledik!
Gün olur, alır başımı giderim, denizden yeni çıkmış ağların kokusunda şu ada senin, bu ada benim, yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; çiçekler gürültüyle açar, gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, her bir tüylerinde ayrı telaş! gün olur, başıma kadar mavi; gün olur, başıma kadar güneş; gün olur, deli gibi.
Aklımdan çıkmıyorsun, dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.
Ne kâğıt yeter ne kalem. Mesut sanmam için kendimi bunların hepsi. Hepsi fasa fiso, ne takayım, ne tekneyim. Öyle bir yerde olmalıyım, öyle bir yerde olmalıyım ki ne ışık ne sis ne buğu gibi insan gibi.
Şiir yazma hastalığım hep böyle havalarda nüksetti. Beni bu güzel havalar mahvetti.
Anlamıyorum dilinden artık geceyi saran güzelliğin. İçim, kör bir kuyu gibi derin ve sonsuz rüyasında yalnızlık.
Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda; dokunabilir misiniz, gözyaşlarıma, ellerinizle?
Dayanılmaz şey değil. Benim de mi düşüncelerim olacaktı.
Öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
Duyduğum yoktu ne vakittir. Güvercin sesi, kumru sesi, pencerede; içime gene yolculuk mu düştü, nedir? Nedir bu yosun kokusu, martıların gürültüsü havalarda; nedir? Yolculuk olmalı, yolculuk.
Sevdiğim insanlara kızabilirdim, eğer sevmek bana mahzun durmayı öğretmeseydi.
Büyüdüm, işsiz kaldım, aç kaldım. Para kazanmak gerekti, girdim insanların içine, insanları gördüm.
Ama benim için güzel şehir, çirkin şehir diye bir şey yok. Sadece senin bulunduğun şehir, senin bulunmadığın şehir diye bir şey var.
Şeytan diyor ki: Aç pencereyi; bağıɾ, bağıɾ, bağıɾ; sabaha kadar.
İçimde sonsuz bir sevinç. Bağırmak istiyorum; boş ver, diye haykırmak istiyorum.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler, ölmek de değil; kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
Biliyorum, kolay değil yaşamak ama işte bir ölünün hala yatağı sıcak birinin saati işliyor kolunda yaşamak kolay değil ya kardeşler ölmek de kolay değil; Kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
Sıvanmış, boyanmış bir binanın tuğlaları arasındaki harcı göremeyiz. Bina tamamiyetini ancak bu harçla temin ettiği zamandır ki, onu teşkil eden tuğlaları teker teker görmek, onların vasıfları üzerinde düşünmek fırsatını elde ederiz.
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz? Böyle mi görünür gökyüzü her zaman? Her zaman güzel mi bu kadar; bu eşya, bu pencere? Değil, vallahi değil; bir iş var bu işin içinde.
Gün ışığında hissemize razıydık kendimize hüzünler icat ettik avunamadık.
Bilmezler yalnız yaşamayanlar, nasıl korku verir sessizlik insana; insan nasıl konuşur kendisiyle, nasıl koşar aynalara, bir cana hasret, bilmezler.
Gemiler vardı, limanda gemiler. Her biri yeni bir ufka gider.
Ve ihtimal; sen yeni beni sevmeyeceksin.
Bir yer var biliyorum, her şeyi söylemek mümkün; epeyce yaklaşmışım, duyuyorum, anlatamıyorum.
Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden. Dağ başı yalnızlığı ölümden beter. Hiç kimse aramasa sormasa beni. Sen gelsen yeter.
İşim gücüm budur benim. Gökyüzü boyarım her sabah, hepiniz uykudayken. Uyanır bakarsınız ki mavi.
Asma suratını, deme be kadın, ne değişir? Yine, İstanbul’daki asma köprüler gibi asma gülücükler iliştiririm yüzüme ve gözlerimin altından binlerce Marmara akıtırım. Şu Orhan Veli’nin de alacağı olsun. Serde erkeklik varmış; ağlanmazmış.
Eski bir sevdadan kurtulmuşum artık büyük kadınlar güzel.
Yanlış işler görenler bile o işleri memleket sevgisiyle gördüklerine inanırlar.
En delikanlı mevsimdir kış. Yüzüne yüzüne vurur yalnızlığını.
Bekliyorum! Öyle bir havada gel ki, vazgeçmek mümkün olmasın.
Gariban, Ne bir güzel var avutacak gönlümü bu şehirde, ne de bir tanıdık çehre. Bir tren sesi duymaya göreyim, iki gözüm, iki çeşme.
Beni bu güzel havalar mahvetti.
Şiir, bütün özelliği edasında olan bir söz sanatıdır.
Ben ki her akşam yatağımda onu düşünüyorum, onu sevdiğim müddetçe yatağımı da seveceğim.
Şiir, yeryüzündeki tüm kuşları aynı anda havalandırma hareketidir.
İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı.