>

Sait Faik Abasıyanık Sözleri

Sait Faik Abasıyanık'ın anlam dolu ve derin sözleri, edebiyat dünyasında özel bir yere sahiptir. Güzel, kısa ve duygusal ifadeleri ile etkileyici sözler arıyorsanız, bu derlememiz tam size göre. Duygusal ve yeni Sait Faik sözlerini, resimli şekilde sosyal medya platformları olan Whatsapp ve Instagram'da rahatlıkla paylaşabilirsiniz. Anlamliguzelsozler.com.tr olarak, Sait Faik’in unutulmaz sözlerini sizler için derledik.


 

Sait Faik Abasıyanık’ın Derin Düşüncelerini Yansıtan Güzel Sözler

Sait Faik Abasıyanık, edebiyatımızda insanı ve hayatı en samimi ve etkileyici şekilde anlatan yazarlardan biridir. Onun derin anlam barındıran sözleri, hayatın içinden gelen sade ama güçlü mesajlar taşır. Bu sayfada, sizler için derlediğimiz Sait Faik’in en güzel, anlamlı ve kısa sözlerini bulabilirsiniz. Whatsapp ve Instagram gibi sosyal ağlarda paylaşarak sevdiklerinize de bu güzel sözleri iletebilirsiniz. Anlamliguzelsozler.com.tr olarak sizlere, edebiyat dünyasının bu büyük ustasının unutulmaz sözlerini sunmaktan mutluluk duyuyoruz.

Sait Faik Abasıyanık Sözleri 2026

Aşağıda sizler için Sait Faik’in en güzel sözlerini bir araya getirip listeledik. Bu sözler, hayatı ve insanları farklı bir bakış açısıyla değerlendirmenizi sağlayacak derin mesajlar içeriyor.

 
Yeniden doğulmaz. Doğsan bile ne olacak? Seni iki senede, iki sene de değil, iki günde aynı insan ederiz. Aynı kendini düşünen, aynı haris, aynı kıskanç, aynı kötü huylu, aynı sarhoş, aynı budala oluverirsin.
Güldüğü zaman insandan üstündür. Bakmaya doyamam.
Ben, iskambil oynarken, yanımda birisi durursa pek memnun olurum, o zaman oyunu da iyi oynarım. Yalnız başına olan insan kadar büyük adam yoktur ama insanlarla beraber olan insan hakiki kıymetini ölçer, biçer.
Eğer doğduğun zaman Havra kapısına bırakırlarsa Yahudi olursun, cami kapısına bırakırlarsa Müslüman, kilise kapısına bırakırlarsa Hristiyan olursun.
Şu karşıki sandalı görüyor musun? Bakın sahile yaklaşıyor. Onu yürüten şey nedir? Kürekleri değil mi? Ya şu uçan martılar! Kanatları yolunsa artık uçabilir mi? Düşünce de böyledir. Dört duvar arasına kapatılmak istenirse kanatsız kuş, küreksiz sandal oluverir ve bütün manasını kaybeder.
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim. Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem. O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir? Sakın benden büyük vakalar beklemeyin, n’olur? Aşkın birçok rengi vardır. Mavi, koyu mavi, kapalı mavi, açık mavi, deniz mavisi, havuz mavisi, okyanus mavisi, gökyüzü mavisi… Sen yeter ki iste! Hadi gülümse, bulutlar gitsin!
Hani bazı çocuklar ısrarla bir fena hareketi yapmadıklarını iddia ederler. Hakikaten de yapmamışlardır. Ama yapmış gibi bir halleri de vardır. Yapmamış insanların tabiiliğini bir türlü alamazlar. İşte ben o çocuklardan biri gibiydim.
Şu uyku insanın sevgilisi gibi bir şey, gelmeyince sinirlendiriyor.
Haksızlıkların olmadığı bir dünya… İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya… Hırsızlıkların, başkalarının hakkına tecavüz etmelerin bol bol bulunmadığı… Pardon efendim! Bol bol bulunmadığı ne demek? Hiç bulunmadığı bir dünya…
Ne kadar üstü başı düzgünler, suratı ciddiler, hali azametliler içinde kalmışım ki bir türlü hikâyeme yanaşamıyorum.
Ben böyleyim işte. Kederimi unutmak için sanki kedersizmişim gibi yaparım.
Aşkın bir kanadı vardır kırmızıdır, delinir, kan akar Bir kanadı var, zehir yeşili.
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.
Ben bir acayip oldum. Gözüm kimseyi görmüyor, kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum.
Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz, insanı insana ancak şiir sevdirir.
Sabahleyin uyanır uyanmaz aklımdaydın. Güldüm. Kalktım. Bunu anlatmaya sana geldim. Ne dersin?
Kıskanç değilim fakat başkalarına bakma! Beni çıldırtacaksın.
Hepimiz, sırtımızda ve elbisemizin altında, gözlerimizin içinde bir müstakbel ölü gezdirmiyor muyduk?
Doğru, yalnız hayalle geçiniyorum; ben yalnız hayal kuruyorum.
Karıcağızının hâlâ pembe yüzünü, oğlunun ikide bir şaplak indirdiği güzel ensesini, kızının kirpiğini bir özleyiş özledi. İnsan radyosunu, radyosunun bulanık yeşil gözünü, kırmızı, yeşil, sarı çizgilerle çizikli gavur şehirleri adı dolu aydınlık yerini de özler miymiş? Allah kahretsin! Özlermiş insan duygulu olunca.
Edebi eserler, insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar?
Nefes aldığın şehir ne kadar şanslı… Kim bilir, sesini gökyüzü sanan kuşlar bile vardır.
Bu yürek, bizim yüreğimiz bir tahtası eksiklerin yüreğidir.
Önümüzdeki hayat. Her gün bir başka uykuya yatıp bir başka rüya göreceğiz. Halbuki zaman, ağır ağır bizimle beraber akan nehir, bir göle varıyordu. Bu gölde artık biz akmıyor, dalgalanıyorduk. Yahut bana öyle geliyordu.
Kadın raks ederken güzeldir, bayrak dalgalandıkça, deniz köpürdüğü zaman, insan ihtirasla yaşarken
Yağmurlu havada da birbirinin yüzüne bakmayı arzu eden insanlar birbirlerini güzel görürler.
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam… Boş geçirdiğim, bağırmadığım, sustuğum günlere.
Beklersem gelmez ki… Beklemesem gelir mi? Umut vardır. Beklemediğim zaman umut vardır.

Diğer Özlü Sözler Yazıları