Şems-i Tebrizi’den Kalplere Dokunan Aşk Sözleri
Aşk, Şems-i Tebrizi'nin sözlerinde adeta yeniden anlam bulur. Onun derin felsefi düşünceleri ve etkileyici ifadeleri, kalbinize dokunan duygulara tercüman olur. Şems-i Tebrizi’nin en anlamlı ve etkileyici aşk sözlerini sizler için bir araya getirdik. İster kısa, ister uzun aşk mesajları arıyor olun, bu derlemedeki sözler kalbinizi yansıtacak. WhatsApp, Instagram gibi sosyal ağlarda bu sözleri paylaşarak, duygularınızı en güzel şekilde ifade edebilirsiniz. Bu yeni ve duygu yüklü sözlerle, aşkınıza yepyeni bir anlam kazandırın. Daha fazla aşk ve anlamlı sözler için anlamliguzelsozler.com.tr adresimizi ziyaret edebilirsiniz. Sevdiklerinizle bu eşsiz sözleri paylaşmayı unutmayın!
Şems-i Tebrizi’nin Anlamlı Aşk Sözleri 2026
Aşağıda sizler için en güzel ve anlamlı Şems-i Tebrizi aşk sözlerini bir araya getirdik. Bu etkileyici sözlerle sevdiklerinize duygularınızı ifade edebilir, onların kalbine dokunabilirsiniz.
Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim bu yüreğe ben söz verdim, hiçbir harfi, sensiz bir cümleye kurban etmedim.
Sende o var bu var, falan dedi var, falan anlattı var, peki sende senden ne var Mevlâna?
Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim… Gör bakalım ateş mi seni yakar, sen mi ateşi?
Ya tam açacaksın yüreğini ya da hiç yeltenmeyeceksin! Grisi yoktur aşkın ya siyahı ya beyazı seçeceksin.
Ah edip vahlanma. Aşk bilek gücü değil, yürektir. Yüreğin yetmiyorsa düşme yollara.
Aşığın gözleri sevgilisinden ayrıldığında da yaşla dolar, O’ne kavuştuğunda da.
Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca. Dağı bile taşır insan âşık olup, inanınca.
Ey gönül! Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak dile düşen mi, anlatılmayıp yürek deşen mi?
Dedim ki: etrafında dolaşsam beni kınıyorlar? Dedi ki: zaten biz, kınanmadık sevgi görmedik ki…
Arza hacet yok, halim sana ayandır. Dile gerek yok, sessizliğim sana beyandır. Söze lüzum yok, susuşum sana kelamdır. Kelama ihtiyaç yok, aşk sana figandır.
Gamzelendi gönül yine devası ah’tır. Gönlü mahzun olanın dostu Allah’tır.
Şaşarım seven insan nasıl uyur? Aşığa her türlü uyku haramdır.
Kalp ruha der ki: ben severim, âşık olurum; ama acısını nedense hep sen çekersin. Ruh da cevap verir: Sen yeter ki sev.
Ey benim yetim gönlüm, bırak gamlı düşünmeyi. Sus ve sabret. Gözyaşının hesabını Rabbim sorsun. Sen hakkını helal et.
Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir.
İnsanlar maşuk aramıyor, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor.
Ey aşk! Sen öyle bir kişisin ki, dünya tokları, senin vuslatının açlarıdır.
Âşık odur ki, Allah’tan aldığı aşk emanetini Allah’a verir. Aşk mezhebinde her şey yüce Aşk’a kurbandır.
Sanmayasın ki; aşk akıl işidir. Gül ki her gönlün mürşididir. Kimini kokusuyla şad eder. Kimini de dikeniyle irşat eder.
Hüzün ki en çok yakışandır aşıklara. Yandık, yakıldık; ama hüzünden yana asla yakınmadık. Ne de olsa biz mahzun bir Peygamberin ümmeti değil miyiz? Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de.
El alem şarap içer sarhoş olur, biz aşk ehliyiz içmeden sarhoş olmuşuz.
Kır kalemin ucunu. Bundan sonraki yolculuğumuz aşk yolculuğudur. Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.
Kapımıza değil; kalbimize vuran buyursun!
Olurda bir gün mesafeleri aşıp bana gelirsen, yüreğinde rengârenk açan Aşk ile gel.
Aşkı kalem yazmaz ki kitaplarda bulasın.
Şeytanda insandaki özelliklerin birisi hariç hepsi vardır. Şeytanda eksik olan tek nimet aşk… Şeytanın insanı çekememesi aşksızlığındandır.
Mum gibi erimiyorsa insan, yanıyorum dememeli. Yanmaktan korkuyorsa kişi, aşk kapısından girmemeli. Ya kor yürekli olmalı insan ya da kor barındıracak yürekli.
Ey Celalettin talipsen yüreğime, yalnızlığını adayacaksın bana.
Allah senin kapından aşk sarayına bir insan alacaksa, o insana sen nasıl ben seni sevmiyorum dersin?
Gençliğimde aradığımı yaşlılığımda buldum, neylersin. Ya ben erken geldim ya sen geç kaldın vuslata, neylersin. Kader!
Sen ol da ister yar ol ister yara; lütfun da başım üstüne, kahrın da.
Sen nasıl bir pınarsın Mevlana’m, içtikçe daha çok susadığım.
Ey aşk! Seni senelerce yaban ellerde, hoyrat dillerde aradım. Oysa bendeymişsin bilememişim. Oyalanmışım. Kalakalmışım.
Ayağında diken yarası olmayan, sinesine gül kokusu süremez.
Ey sevgili bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi taşıyabilir miydin acaba bendeki seni.
“Her şeyi senin için var ettim diyen Rabb’e, her şeyi senin için terk ettim” diyebilmektir AŞK.
Hüzün taze tutar aşk yarasını. Yaramdan da hoşum, yârimden de…
Âlimken arif oldun peki âşık olmaya namzet misin?
Hak yolunda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil.
Bana göre âşık öyle olmalı ki, şöyle bir kalkınca, her tarafı ateşler sarsın; her tarafta kıyametler kopsun.
Allah bir insanı senin elinle ayağa kaldıracaksa, sen nasıl elini uzatmazsın? Allah seni insanlara sevdirmek istiyor, Allah senin dağılmış parçalarını topluyor. Aşka nankörlük etme!
Biri gelir seni sen eder, biri gelir seni senden eder.
Her insan için bir âşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
Sevmeye layık olmayana hatırlayarak değerli etme. Dönmek mi istiyor, bir şans daha verme. Unutma sevgi yürekli olana yakışır.
Kalp midir insana sev diyen yoksa yalnızlık mıdır körükleyen? Sahi nedir sevmek; bir muma ateş olmak mı, yoksa yanan ateşe dokunmak mı?